
Mehmet’ten Zindana Mektup
“Zindan iki hece…”, özlemin içimde kor;Sana hasret kardeşin, gel dışarıyı sor!This content is restricted. Please subscribe or log in to access full content.Tüm içeriği görmek

“Zindan iki hece…”, özlemin içimde kor;Sana hasret kardeşin, gel dışarıyı sor!This content is restricted. Please subscribe or log in to access full content.Tüm içeriği görmek

Felâhına vesiledir ahlak-ı hasene insanlığınParladı işte o nur artık sonudur karanlığınThis content is restricted. Please subscribe or log in to access full content.Tüm içeriği görmek

Gök gözler muhafız, yer gök tek mihenk Mağara uykusu vakti girince Yedi elif, yedi nakış, yedi renk İşler kader tığı inceden ince Melek rayihalı kutlu

Kalemde bir telaş ilim yolunda Mürekkeple hemhâl olmuş sevinir Karanlığa yanacak o nur aşkına Kızıl şafağında yanar harflerin Güneş güfte ister derin uykuda Alfabe benim

Alacakaranlıkta yoldayız, kadın erkek; Bilmiyoruz dur durak ölüm gelinceye dek. Çin’e Maçin’e kadar bu yolculuk sürecek. Söyledi şarkımızı temiz dudaklar, diller; Güftesi gözyaşımız, bestesi iniltiler.

Ey kadim dostum! Hep beraberdik ışıltılı günlerde Gönül koyarak niçin bulunursun ağır sitemlerde? Köprüleri yıkma hemen başa gelen sıkıntılarda Ne bulursun ki aslı olmayan düzmece

vahşetin gözünde sürme vizeler okul sırasında kurşundan bir yük tüter seccadede acı dizeler başında bir bela, yaşından büyük akıl firar etmiş vicdan yad elde nefret

Denizlerden esen ince bir serinlik adıyla beraber girdi şehre; valizine değil, yüreğine saklamıştı kıtaların tuzlu hikâyelerini ve insanlığın kardeşlik visâlini… Uzaklardan geldi; ceplerinde okyanus kokusu,

– Bu şiir; Kalabalıkların arasında kaybolmayanlara Karanlığın içinden geçip aydınlığa ulaşanlara Bir tek O Nur’a tutunup geri kalan her şeyi geride bırakabilenlere… – Dünya yaldızlıydı.

Gözlerin yâ Resûlallah! O simsiyah, elmas gözlerin Gözlerin yâ Resûlallah! O mihrimah, haslardan has gözlerin Vahye mazhar, dâreyne yollar çizen gözlerin Her kilidin şifresi, sırlar

Tükenmez baharı hiçe sığdırdık Çileyi bal ettik bir gül hatrına Gözden kan akardı içe yağdırdık Dilleri lâl ettik gönül hatrına Yurt yuvalar dardı gaybubet gördük